
- ne saçmalıyosun sen burda ya böyle?
- hiiç.. kendimce bi şeyler saçmalıyorum işte.
- niye yazıyosun böyle aptal aptal şeyler. neden blog yazıyosun yani?
- e canım istiyor.
- ama bi nedeni olmalı.
- yok bi nedeni işte. sadece canım istiyor. ayrıca sevmiyorum ben öyle konuşmayı falan, zaten konuşarak kendimi ifade etmekte de eksiğim. yazarak kendimi dilediğimce ifade edebiliyorum. ama illa da kendimi ifade etmek zorunda değilim. canım istiyor giriyor yazıyorum.
- ama neden? neden yazarak kendini daha iyi ifade edebiliyosun ki?
- bilmem. onun da bi nedeni yok, yaradılışım gereği öyleyim.
- nasıl yani?
- herşeyde bi neden aramak nasıl peki?
öyle kendi kendime bi monolog oluşturuverdim işte. kızmasın kimse ama herşeyin bi nedeni yoktur bence. ama tabi ki bu hiç birşeyin bir nedeni yoktur demek de olmuyor. mesela bilim icin neden neden neden diye sorular sormak gerekli tabi. yoksa nasıl ilerliycekti. herşeyden bi neden bekler durur olduk o yüzden. ama ben insanların isteklerinin bir neden dolayı oluştuğunu düşünmüyorum.
mesela nette dolaşıyosunuz, facebook falan filan takılıyorsunuz bazı sitelerde; birden canınız ayva reçeli istedi. neden? canınız istedi. bi nedeni yok. sadece içinizden geliverdi bi istek işte. kalkıp bi ayvalı reçeli yiyin nolucak. ayva reçelini yemeden önce acaba niye istedim ben şimdi bu ayva reçelini diye düşünücek misiniz. saçma gelmiyor mu bu size.
tam anlamıyla örtüşmüyor belki benim söylediğimle ama schopenhauer'in şu sözünü çok severim: "der Mensch kann er will; er kann aber nicht wollen was er will." yani; "kişi istediğini yapabilir; ama ne isteyeceğini isteyemez." ne isteyeceğinizi siz belirleyemezsiniz ki. o sizin içinizden birden bire gelen bi şeydir. istersiniz ve yaparsınız. basit bi denklem işte. hiç bir bilinmeyeni de yok. bu istek nerden geldi diye didiklerseniz cevapsız kalırsınız.
peki sorun kendinize o zaman illa neden arıyorsanız... neden yaşıyorsunuz? neden bu kadar teknolojiyi, bilimi ileri götürme çabaları. ilk çağ insanları da öldü, biz de bi gün ölücez ve gideceğimiz yer aynı yer. bi nevi aynı şeyi sormuş faust'taki mephistopheles;
"Was soll uns denn das ewige Schaffen!
Geshaffenes zu nichts hinweg zur duffen... "yani;
"Niye ki bu bitmek bilmez yaratılış,
Yok olacaksa bir gün her yaratılmış..."
ama bildiğiniz gibi mephistopheles şeytandır, yani bunu söyleyen de şeytandır. dünya öyle bi yer ki sayısını bilmediğimiz kadar çok gen var, ve bundan fazlası da türedikçe türüyor. biz bu döngünün bir parçasıyız işte. sadece bu bile yaşamak için bir neden. ufak bir neden. hatta yok bile sayılabilir. ama herşey birbiri içine gire gire kocaman bir neden oluşturuyorsunuz; türünü devam ettirip yeni türler oluşturmak.
bjornstjerne bjornson, ilahi II sinde de şöyle demiş;
"selam sana, herşeyin başında esen
kısa ilkbaharı yaşamın!
gün gelir herşey yeniden dirilir
yitip giden sadece biçimdir.
kuşaklar kuşakları izler
hep yücelme peşinde;
tür türü yaratır
bitmek bilmez çağlar boyunca;
dünyalar geçer, dünyalar gelir..."
hepimiz garip yaratıklarız işte; insanız. yaşıyoruz çünkü yaşıyoruz. yaşadığımız süre boyunca da bir şeyler istiyoruz çünkü istiyoruz. daha başka bi nedeni olabilir mi ki?...
peki ben bu yazıyı neden yazdım. hiiç içimden geldi sadece. sadece yazmak istedim. neden istedim? sadece istedim... başka da bi nedeni yok.. yazmaya devam edicek miyim? evet edicem. neden? çünkü istiyorum..
belki de saçmalıyorumdur... kim bilir?! :P